51. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali’ne Dair

Dün gece 51. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali’nin kapanış töreni vardı. 10 Ekim’den bu yana devam eden festival bu sene bir hayli tartışmayla açıldı. Nedenini biliyorsunuz: Sansür!

Sansür özellikle bir dönem Türk sinemasında çok etkili olan bir sınırlama hali. Sinemanın 100. yılında hala bu tartışmalardan uzak kalamamak çok sinir bozucu. ‘Herkes benim gibi düşünsün, herkes benim gibi hareket etsin’ düşüncesinin hastalıklı bir ifade şekli. Farklı düşüncelere saygı duymama, özgürlüğe engel olma hareketi. Bunun yanlışlığını, nedenlerini tartışmayacağım ama bu mevzuyu biraz takip ederseniz sanata ne kadar zarar verdiğini görebilirsiniz.

Bu sene töreni sadece kim ödül alacak diye değil, ödül alanlar nasıl bir konuşma yapacak diye de bekledim. Ayakta alkışlanacak sözler söylendi sahneden. Umut var, hep olacak dedirten sözler. O sözler söylenirken bazı kişilerin yüz ifadelerini görmek isterdim doğrusu. Zira ödüller de az çok belliydi. Ona da birazdan değineceğim.

Continue reading

Televizyona Dair Yazılar Yeniden Yayında. Çok Yakında!

Selamlar…

Uzun zamandır burayı çok ihmal ediyorum. Ara ara ihmal ettiğimi belirtiyor ama yine de ihmalimi sonlandıramıyorum farkındayım. Ama bundan sonra gerçekten daha çok yazacağımı söyleyebilirim.

Öncelikle neden yazmadığım hakkında bir şeyler söylemem gerek sanırım. Biliyorsunuz 2013 Haziran’ı Gezi Parkı Direnişi’ne şahit oldu. Ve tüm anaakım medya üç maymunu oynadı. O günden sonra televizyona dair yazmak gelmemişti içimden. Fakat son günlerde başka şeyler düşünmeye başladım. Ülkenin durumu her geçen gün daha da kötüye gidiyor. Uzun bir dönem daha iyiye gideceğini düşünmüyorum ne yazık ki. Dünyada olaylar durulmuyor. Üzgünüm ama artık boykot da bir işe yaramıyor. Ee ben de televizyon üzerine yazmayı seviyorum ve kendimi geliştirdiğimi düşünüyorum. O zaman neden uzak kalıyorum dedim kendime. Evet kanalların haber kuşaklarında durumu belli, dizilerin niteliği de belli-ki ben bunu bugüne kadar asla inkar etmedim- o zaman neden yazmıyorum?

Continue reading

Güzelliklere…

Merhaba!

Uzun zamandır yazmıyordum, yazamıyordum da diyebilirim. Ama bundan sonra daha çok yazacağım, söz.

Bugün 24′e girdim ben. 23 yaşımın berbat günlerinden sıyrıldım ve yeni bir yıla başladım. Bugüne kadar her yılımı güzel şeylerle hatırladım. Mutlaka güzel bir şey yaşamıştım ama 23 hiç güzel şeyler barındırmadı içinde.

Şimdi tüm umudum 24′te. Ve ben inanıyorum ki 24 şahane bir yaş olacak.

Her anlamda güzelliklerle dolu olacak…

Kış Uykusu Harika Bir Film!

kış uykusuPerşembe günü Kış Uykusu’nu izledim, hatta burada yazımı da paylaştım. Bu akşam web sitemin temasını değiştirmek için uğraşıyordum yanlış bir şey yapmam sonucunda site çöktü. Hosting firmamla yazışmalarım sonucunda sitemin yedeğini yayına alabildik. Ama Kış Uykusu’na dair yazımı kurtaramadık. Ben de yedeğini almayı unutmuşum, son zamanlarda yazıları bir word belgesinde yazıp yayınlamak yerine direk web sitem üzerinde yazıyorum. Bu kötü bir alışkanlıkmış, daha fazla alışmadan terketmem gerekiyor.

Filme dönecek olursak Kış Uykusu harika bir film! Continue reading

Sen Tüm Gökteki Yıldızların İlki, Sen Aydınlatırsın Geceyi!

SAG afişHeyy! Ben “Sen Aydınlatırsın Geceyi”yi izledim. Sonunda bu zevki tadabildim. Dün Star TV tarafından yayınlanan film, bugün Eflatun Film sayesinde YouTube’da da paylaşıldı. Yakında DVD’si de arşivime katılacak. Açıkçası sinema salonunda izlemek varken bilgisayar ekranından izlemek hiç hoşuma gitmedi. O koca salonda, bangır bangır izlemek dururken kimin hoşuna gider ki?

Continue reading

Nuri Bilge Ceylan Altın Palmiye’nin Sahibi!

Uzun uzun yazmayacağım, sadece mutluluğumu paylaşmaya geldim :)

Nuri Bilge Ceylan filmlerini izlemeyi severim. Genelin aksine uzun, sessiz sahneler ruhumu dinlendirir. Hayal kurar, kendimle konuşurum sonrasında. Kış Uykusu’nu da merakla bekleyenlerdenim.

İşte Nuri Bilge, Cannes Film Festivali’ne yetiştirdiği Kış Uykusu filmiyle Altın Palmiye sahibi oldu, bugünkü mutluluk sebebim bu ödül. Ve ödülünü alırken “Ödülümü son bir yılda hayatını kaybeden Türk gençlerine ve Soma’da hayatını kaybeden madencilere adıyorum.” dedi o güzel insan.

Continue reading

Önce İtirazım Var, Sonra Onur Ünlü&Serkan Keskin Söyleşisi

osOnur Ünlü’yü ne kadar çok sevdiğimi bilirsiniz. En çok istediğim şeylerden biri onu canlı canlı görebilmek, uzun uzun dinleyebilmekti. Sonunda muradıma erdim. :)

Geçtiğimiz hafta İtirazım Var filminin özel gösterimi olacağını öğrendim. Sonrasında da kendisiyle bir söyleşi gerçekleşecekti. Hemen Hanife’yle programımızı yaptık, biletlerimizi aldık. Ve 7 Mayıs’ı beklemeye başladık. Dün önce o müthiş filmi bir kez daha izledik, sonra da Onur Ünlü’yle söyleştik. Sadece Onur Ünlü gelecek diye beklerken bir diğer şahane insan Serkan Keskin de sahnede belirdi. İyi ki geldiler diyerek akşamdan bir şeyler aktarmaya başlıyorum.

Öncelikle film sinema salonunda izlenmeli. Bu tartışmasız kabul edilmesi gereken bir şey. Gösterim Tepekule Kongre ve Sergi Merkezi’nin Anadolu Salonu’nda gerçekleşti. Film 25 dakika geç başladı, tam film başladı diye arkamıza yaslanmışken görüntü dondu. Sonra tekrar baştan başladı. Ses sistemi, salon yapısı vs. derken tabii ki sinemadan çok farklı oluyor. Filmi ilk defa izleyenler sinemada izleseler daha çok keyif alırlardı, eminim.

Continue reading

Bir Onur Ünlü şaheseri: İtirazım Var

1*Bu yazı film hakkında bilgi içermektedir.

Benim de itirazım var diyerek sinema salonuna doğru yol aldım kardeşim Ali ve canım dostum Hanife’yle beraber. Çok şeye itirazımız vardı; mesela İtirazım Var’a verilen +18 kararına, mesela filmin çok az salonda gösterilmesine. Film başlar başlamaz +18 kararının nedenini somut olarak da gördük. Her zaman yazdıklarımdan daha fazla spoiler içeren bir yazı okumaya başlıyorsunuz, izlemediyseniz yazıyı filmin sonrasında okumanızı tavsiye ederim. Hadi bakalım başlayalım :)

Türk sineması dendiğinde çok ayrı bir yere koyduğum Onur Ünlü, beni gözü kapalı sinema salonuna götürebilecek bir üstad. Daha önce defalarca yazdığım gibi Onur Ünlü izleyecek olmanın keyfiyle salondaydım. Müthiş bir film izledim. Bugüne kadar izlediğim en iyi Onur Ünlü filminin “Polis” olduğunu düşünürdüm, bugünden sonra bunu “İtirazım Var” için düşüneceğim.

Continue reading

“İtirazım Var”a 18 Yaş Sınırı!

Kültür Bakanlığı Onur Ünlü’nün yarın vizyona girecek filmi “İtirazım Var”a 18 yaş sınırı getirdi.

Evet, evet yanlış duymadınız.

Camide geçen bir cinayeti çözmeye çalışan imam insan onuruna aykırı tabii.

Yönetmeliğin 11.maddesi gereğince film çocukların ruh ve beden sağlığını etkileyici unsurlar, genel ahlak, insan onuru ve şiddet içermesi nedeniyle 18 yaş ve üzeri seyirci kitlesi içindir denilerek film 18 yaş altına yasaklanmıştır. Bunun üzerine Onur Ünlü’nün açıklaması ise oldukça önemli:  “Ahlaki bir karar olması siyasi bir karar olmasından daha tehlikeli.” Evet çok daha tehlikeli. Çünkü siyasi bir karar olsa adamların siyasi düşünceleri farklı, bu bariz belli dersin ama ya ahlaki? Benim bedenime, kaç çocuk doğuracağıma, yatak odama karışan adamlar bir de ne izleyeceğime karışıyor. Aslında durum bu. Ve tabii ki kime göre, neye göre ahlak? Bu tartışılır, uzun zamandır tartışıldığı gibi.

Continue reading

Güzel Günler Göreceğiz, Güneşli Günler…

Yazmayalı uzun zaman olmuş, tekrar ‘merhaba’ demek gerek. Aslında yazma eylemini tamamen terketmiş değilim, sadece burada yazmıyorum. Hiç yazmasam ruhum yerinden oynar gibi. Neyse bu yazı siyasi eleştiri içerir diyerek klavyemin tuşlarına dokunmaya başlayayım.

Geçtiğimiz aylar hatta neredeyse geçtiğimiz bir sene siyasi olarak hareketli anlara şahit oldu. Gezi Parkı Olayları sonrasında ortalık hiç durulmadı. 17 Aralık, seçim maratonu derken bir gün bir baktık ki Twitter yok! Sonrasında YouTube, belki biraz daha sürse Facebook. Pornografik hesaplar ya da küfür gibi meselelerden kapatılmadı tabii ki Twitter. Yerel seçimler öncesinde halkın tepkisinin tek bir yumruk olacağı korkusundan kapatıldı. Hoş, bir şey farketmedi. DNS ve VPN’ler sağolsun değişen tek şey 140 karakterin yasal olmadığıydı. Aa tabii bu yasal olmayan 140 karakter birtakım devlet büyüklerimizin(!) de hayatından çıkamadı. Bakanlar, cumhurbaşkanı, belediye başkanları yine Twitter’da fink atıyordu. Yazmayan tek kişi Erdoğan’dı. Continue reading