Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutku

fakat-muzeyyen-bu-derin-bir-tutku-1415360061-Ne dersin bir çay daha içelim mi?

+Ben daha fazla çay içmek istemiyorum.

Bir adam bir kadını sever, çok sever. Sonra bir sabah uyandığında kadının bıraktığı notu okur, olduğu yere yığılır. Tersten bakalım; bir kadın bir adamı sever. Sonra bir sabah sevdiği adama bir not bırakarak onu terk eder.

İlhami Algör’ün aynı adlı romanından Çiğdem Vitrinel imzasıyla beyazperdeye uyarlanan ‘Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutku’ sizi Arif ve Müzeyyen’in aşkına götürüyor. Arif, hiçbir kitabı yayınlanmamış bir yazardır, bir yandan kitabının yayınlanması için uğraşırken Müzeyyen’le karşılaşır. Kadınlar hakkında doğru fikirlere sahip olduğunu düşünen Arif, Müzeyyen’in hayatına girmesiyle tüm yargılarını yerle bir eder. Müzeyyen tanıdığı diğer kadınlara benzememektedir.

Filmin vurucu, sürprizli kısımları yok. Bir sonraki sahneye şaşırmıyorsunuz. Bazı anlar üstünkörü geçiştiriliyor, doyamıyorsunuz. Ama çok daha önemli bir şey var ki filmden çıktığınızda güzel şeyler hissediyorsunuz. ‘Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutku’ tertemiz bir film olarak çıkıyor karşımıza. Bazı filmlerde patlayan sahneler görmenize hiç gerek yoktur, akıcı sahneler sizi tatmin eder. İşte böyle hayat gibi akıp giden bir film izliyorsunuz. Continue reading

Kim Korkar Hain Kurttan İzmir’deydi!

kim khkBugün burada bir ilk yaşayacağız, ilk defa tiyatro üzerine bir yazı yazacağım. İçimde yaradır tiyatro, İzmir’de her istediğinde özel tiyatroların oyunlarını izlemek kolay değildir. Beklediğin oyunların turneye çıkmasını beklersin, sonra o günlerde uygun musun onu ayarlamaya çalışırsın, ayarlayabilirsen ne mutlu sana. Daha çok turne isteyemezsin, bunun özel tiyatrolara ne büyük külfet olduğunu bilirsin, içinde kalır. Devlet tiyatrosunu ya da İzmir merkezli oyunları kastetmiyorum aman yanlış anlaşılmayayım. Emeğe saygım büyük, tabii ki onları da izliyorum ama bazı oyunlar var ki kaçırınca gerçekten üzüyor.

İşte o oyunlardan biri de Kim Korkar Hain Kurttan idi. Geçen sezon denk gelmedi, izleyemedim. Bu sezon İzmir turnesi yapılacağını öğrenince tabir-i caizse havalara uçtum. Günler öncesinden biletimi aldım, sinema-tiyatro farketmeden hep beraber izlediğimiz Hanife’mle gitmeyi çok istiyordum ama bu sefer onunla denk gelmedi tek başıma Sabancı Kültür Merkezi’nin yolunu tuttum.

Continue reading

Bir Onur Ünlü Projesi: “Beş Kardeş” Geliyor!

beş kardeşAslında bugün bambaşka bir şey yazacaktım fakat haftalardır beklediğim fragmanı görünce ibrem tamamen değişti. Evet efendim, “Beş Kardeş” geliyor!

Yıllardır buradaki yazılarımdan okuduğunuz kadarıyla nasıl bir Onur Ünlü hayranı olduğumu biliyorsunuz. Onur Ünlü’nün bendeki yeri bambaşkadır, hiçbir yönetmenin yerini alamayacağı kadar başka. Film çeksin, dizi yapsın hiç fark etmez gözüm, kulağım onda takip ederim. “Beş Kardeş” dizisinin haberini aldığımdan beri de öyle yapıyorum. Bloglar, Google taramaları, sözlükler, Twitter artık aklınıza ne gelirse diziyle ilgili en ufak bilgiyi almak için uğraşıyorum. Leyla ile Mecnun’dan sonra Ben de Özledim olmadı, bir şekilde yayından kaldırıldı ama Beş Kardeş’in çok uzun soluklu olacağına inancım tam. Öncelikle Kanal D’de yer alan özeti paylaşmak istiyorum:

Continue reading

Ulan İstanbul 25 Bölümü Devirdi!

ulan-istanbul-toplu2_640Haftalardır Ulan İstanbul’a dair bir şeyler yazayım diyerek 25.bölümü bekliyorum. Neden 25.bölüm derseniz tamamen içimden gelen bir şey. Tam 25 bölüm boyunca şu oldu bu oldu diye yazmayacağım, genel olarak Ulan İstanbul’un başarısının sırrına değinmek daha doğru olacak sanırım.

Evet Ulan İstanbul bu sezonun en başarılı dizisi. Neden mi? Kanal D’nin reytingler istediği gibi gitmeyince 3-4 bölümde dizilerini yayından kaldırmasını, canı sıkıldıkça gün ve saat değişiklikleri yapmasını düşünürsek 25 bölüm boyunca değil yayından kaldırılma ihtimali gün ve saat değişikliği bile yapılmadan ilk günkü gibi ekrana gelmesi çok büyük bir başarıdır. Bunu sosyal medyada sevilmesine falan da bağlayamayız. Zira biliyoruz ki Sosyal TV sonuçları şu an için kanalların ilk baktığı şey değil. Bu başarının da tek sebebi Ulan İstanbul ekibidir.

Continue reading

Şeref Meselesi Başladı!

şeref meselesiHaftalardır tanıtımı yapılan Şeref Meselesi izleyiciyle buluştu. Fragmanları gördükten sonra devam ederim diye düşünerek izlemeye başlamıştım, ilk bölüm sonunda da fikrim değişmedi. Sanırım sonuna kadar devam edeceğim bir proje ama tabii önce ilk 3, sonra ilk 13 bölümü çıkarmak gerek. Sorunlu bulduğum yerler de vardı elbet, tek tek bunlara da değineceğim.

Öncelikle jenerik ve açılış sahnesi muhteşemdi! Bu sahneyi tekrar dizinin sonunda ya da ortasında görürüz diye düşünüyorum. Kusursuz replik, duru oyunculuk, nokta atışı. O sahnenin jenerikte yer alması da güzel bir ayrıntıydı. Yönetmen Altan Dönmez kusursuz bir sahne çıkarmış. Sonrasında zeybek sahnesiyle başlayan bir 5 yıl öncesine dönüş gördük. Sahne yine kusursuzdu. Zeybek oynayan erkek çekiciliği diye bir şey var, evet. Çok çalışmışlar, çok iyiydiler. Ben ilk yarım saatin nasıl geçtiğini anlamadım. Açılış, dedenin ölümü, İstanbul’a yerleşme vs. derken çok akıcı bir kısım izledik ama ne zaman ki Sadullah’la karşılaşıldı oradan sonrasında birtakım sıkıntılar baş gösterdi. Baba karakterinin intihar edişi tüylerimi diken diken etti ama iyi sahneydi.

Continue reading

Bir Christopher Nolan Harikası: Interstellar

interstellar-posterBugün kendim için çok güzel bir şey yaptım. Tam 3 hatta reklamlarla 4 saat boyunca Hanife’yle beraber sinema salonuna kapandım ve müthiş bir film izledik: Interstellar yani Yıldızlararası, Christopher Nolan’ın müthiş filmi. Ne yazarsam yazayım bir şeyler eksik kalacak biliyorum. Film tek kelimeyle muhteşemdi!

İyi bir bilimkurgu izleyicisi değildim, bundan sonra daha çok bilimkurgu izlemek istediğimi farkettim. Uzay, kuantum, solucan deliği, karadelik vs. vs. üstünkörü okumalar dışında bilgimin olduğu bir alan da değil. O yüzden teknik olarak bir şeyler yazma cüretinde bulunamam. İşin sinematografik kısmına bakacağım.

Continue reading

Urfalıyam Ezelden Devam Edecek mi?

ueİlerleyen günlerde uzun uzun izlediğim diziler hakkında yazarım demiştim. Aslında önce Ulan İstanbul’la ilgili bir şeyler yazmak istiyordum ama Urfalıyam Ezelden’de durumlar değişince önceliği ona verdim.

Pazar günü 5. bölümü yayınlanan Urfalıyam Ezelden’in pazartesi günü yayından kaldırıldığı haberini aldım. Biraz önce de başka bir kanalda devam etme ihtimalini öğrendim. Ay hadi inşallah! diyorum. Şimdi neler eksik, neler değil, kanalın tutumu, yapım vs. biraz konuya değinelim.

Fragmanlar hatta ilk bölüm yayınlandığında ben bu diziyi izlemem deyip kenara çekilmiştim. Sonra dayanamayıp ilk iki bölümü izleyince iyi bir takipçisi oldum. Pazar günlerim Gönül İşleri mi Urfalıyam Ezelden mi diye düşünmekle geçiyordu. Gönül İşleri müthiş bir iş, onu da yazacağım sonra. Neyse dönelim konuya. Öncelikle dizinin günü yanlıştı. Bana Artık Hicran De’de yapılan hata yine yapıldı. Pazar günü insanlar gezer, tozar, akşam televizyon izleyen kitle görece daha azdır. Sen kalkıp sezonun en büyük dramını pazara koyarsan büyük bir hata yapmış olursun. Urfalıyam Ezelden salıya alınıp Küçük Ağa başka güne çekilse reytingler çok farkederdi. Ya da cuma için düşünülebilirdi. Ama pazar olmazdı. 2+2=4 gibi bir durum bu. Bu ilk hataydı.

Continue reading

Bir Çağan Irmak Klasiği: Unutursam Fısılda

unutursam fısıldaBu sene hangi filmler vizyona girecek, şu yönetmen bir film çekse de izlesek, şu oyuncuları sinemada görmeyi seviyorum konuşmalarını sık sık yapan birileri olarak sinemanın yolları taştan dedik ve sevgili dostum Hanife’yle sinema salonunun yolunu tuttuk. Bir filmi sinema salonunda izlemek önemlidir fakat bunun kadar önemli bir diğer şey de o salonun iyi bir salon olduğudur. Sinema salonu diye küçücük odalarda film izlediğimi de bilirim. Ancak bu konuda şanslıyım, Optimum AVM’nin salonları oldukça iyi. Yalnız salon iyi de, şu film daha bitmeden ışıkları açma sevdalarından ne zaman vazgeçecekler çok merak ediyorum? Jenerik zaten beklenmiyor ama filmin son saniyelerinde de açılan ışıklarla hissiyatımın bozulmasını istemiyorum ben. Bir de sayın izleyen o filmde sadece perdede gördüğünüz kişilerin emeği yok, jenerikte akan isimler başlı başına emek sahibi. 2 saat filmi izledikten sonra 2 dakika da jenerik izlemek incilerin dökülmesine sebep değil. İki dakika bekle, jenerik oku, bir şey yap. Aslında genelde yabancı filmlerde karşılaştığım jenerik sonuna bir sahne daha eklenme durumu türk sinemasında da yaygınlaşsa çok güzel olur.

Continue reading

Bu Sezon Hangi Dizileri İzliyorum?

Selamlar,

Uzun zaman sonra bir televizyon yazısıyla buradayım. Kısa kısa bu sezon televizyonda neleri izlemeyi tercih ettiğimi yazacağım.

Yaz sezonunda yayına giren Ulan İstanbul, kış sezonunda da izlemeye devam ettiğim yapımlardan. Şahane bir cast, mükemmel oyunculuklar ve keyifli bir akşam sunuyor Ulan İstanbul size. Sadece Nevizadeler değil, yan oyunculuklar da bir harika. Dizinin tek olumsuz tarafı artık 20. bölümün yayına gelmesinin de etkisiyle yollarının sürekli Ceyhun’la kesişmesi.

Continue reading

51. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali’ne Dair

Dün gece 51. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali’nin kapanış töreni vardı. 10 Ekim’den bu yana devam eden festival bu sene bir hayli tartışmayla açıldı. Nedenini biliyorsunuz: Sansür!

Sansür özellikle bir dönem Türk sinemasında çok etkili olan bir sınırlama hali. Sinemanın 100. yılında hala bu tartışmalardan uzak kalamamak çok sinir bozucu. ‘Herkes benim gibi düşünsün, herkes benim gibi hareket etsin’ düşüncesinin hastalıklı bir ifade şekli. Farklı düşüncelere saygı duymama, özgürlüğe engel olma hareketi. Bunun yanlışlığını, nedenlerini tartışmayacağım ama bu mevzuyu biraz takip ederseniz sanata ne kadar zarar verdiğini görebilirsiniz.

Bu sene töreni sadece kim ödül alacak diye değil, ödül alanlar nasıl bir konuşma yapacak diye de bekledim. Ayakta alkışlanacak sözler söylendi sahneden. Umut var, hep olacak dedirten sözler. O sözler söylenirken bazı kişilerin yüz ifadelerini görmek isterdim doğrusu. Zira ödüller de az çok belliydi. Ona da birazdan değineceğim.

Continue reading