Şeref Meselesi Başladı!

şeref meselesiHaftalardır tanıtımı yapılan Şeref Meselesi izleyiciyle buluştu. Fragmanları gördükten sonra devam ederim diye düşünerek izlemeye başlamıştım, ilk bölüm sonunda da fikrim değişmedi. Sanırım sonuna kadar devam edeceğim bir proje ama tabii önce ilk 3, sonra ilk 13 bölümü çıkarmak gerek. Sorunlu bulduğum yerler de vardı elbet, tek tek bunlara da değineceğim.

Öncelikle jenerik ve açılış sahnesi muhteşemdi! Bu sahneyi tekrar dizinin sonunda ya da ortasında görürüz diye düşünüyorum. Kusursuz replik, duru oyunculuk, nokta atışı. O sahnenin jenerikte yer alması da güzel bir ayrıntıydı. Yönetmen Altan Dönmez kusursuz bir sahne çıkarmış. Sonrasında zeybek sahnesiyle başlayan bir 5 yıl öncesine dönüş gördük. Sahne yine kusursuzdu. Zeybek oynayan erkek çekiciliği diye bir şey var, evet. Çok çalışmışlar, çok iyiydiler. Ben ilk yarım saatin nasıl geçtiğini anlamadım. Açılış, dedenin ölümü, İstanbul’a yerleşme vs. derken çok akıcı bir kısım izledik ama ne zaman ki Sadullah’la karşılaşıldı oradan sonrasında birtakım sıkıntılar baş gösterdi. Baba karakterinin intihar edişi tüylerimi diken diken etti ama iyi sahneydi.

Continue reading

Bir Christopher Nolan Harikası: Interstellar

interstellar-posterBugün kendim için çok güzel bir şey yaptım. Tam 3 hatta reklamlarla 4 saat boyunca Hanife’yle beraber sinema salonuna kapandım ve müthiş bir film izledik: Interstellar yani Yıldızlararası, Christopher Nolan’ın müthiş filmi. Ne yazarsam yazayım bir şeyler eksik kalacak biliyorum. Film tek kelimeyle muhteşemdi!

İyi bir bilimkurgu izleyicisi değildim, bundan sonra daha çok bilimkurgu izlemek istediğimi farkettim. Uzay, kuantum, solucan deliği, karadelik vs. vs. üstünkörü okumalar dışında bilgimin olduğu bir alan da değil. O yüzden teknik olarak bir şeyler yazma cüretinde bulunamam. İşin sinematografik kısmına bakacağım.

Continue reading

Urfalıyam Ezelden Devam Edecek mi?

ueİlerleyen günlerde uzun uzun izlediğim diziler hakkında yazarım demiştim. Aslında önce Ulan İstanbul’la ilgili bir şeyler yazmak istiyordum ama Urfalıyam Ezelden’de durumlar değişince önceliği ona verdim.

Pazar günü 5. bölümü yayınlanan Urfalıyam Ezelden’in pazartesi günü yayından kaldırıldığı haberini aldım. Biraz önce de başka bir kanalda devam etme ihtimalini öğrendim. Ay hadi inşallah! diyorum. Şimdi neler eksik, neler değil, kanalın tutumu, yapım vs. biraz konuya değinelim.

Fragmanlar hatta ilk bölüm yayınlandığında ben bu diziyi izlemem deyip kenara çekilmiştim. Sonra dayanamayıp ilk iki bölümü izleyince iyi bir takipçisi oldum. Pazar günlerim Gönül İşleri mi Urfalıyam Ezelden mi diye düşünmekle geçiyordu. Gönül İşleri müthiş bir iş, onu da yazacağım sonra. Neyse dönelim konuya. Öncelikle dizinin günü yanlıştı. Bana Artık Hicran De’de yapılan hata yine yapıldı. Pazar günü insanlar gezer, tozar, akşam televizyon izleyen kitle görece daha azdır. Sen kalkıp sezonun en büyük dramını pazara koyarsan büyük bir hata yapmış olursun. Urfalıyam Ezelden salıya alınıp Küçük Ağa başka güne çekilse reytingler çok farkederdi. Ya da cuma için düşünülebilirdi. Ama pazar olmazdı. 2+2=4 gibi bir durum bu. Bu ilk hataydı.

Continue reading

Bir Çağan Irmak Klasiği: Unutursam Fısılda

unutursam fısıldaBu sene hangi filmler vizyona girecek, şu yönetmen bir film çekse de izlesek, şu oyuncuları sinemada görmeyi seviyorum konuşmalarını sık sık yapan birileri olarak sinemanın yolları taştan dedik ve sevgili dostum Hanife’yle sinema salonunun yolunu tuttuk. Bir filmi sinema salonunda izlemek önemlidir fakat bunun kadar önemli bir diğer şey de o salonun iyi bir salon olduğudur. Sinema salonu diye küçücük odalarda film izlediğimi de bilirim. Ancak bu konuda şanslıyım, Optimum AVM’nin salonları oldukça iyi. Yalnız salon iyi de, şu film daha bitmeden ışıkları açma sevdalarından ne zaman vazgeçecekler çok merak ediyorum? Jenerik zaten beklenmiyor ama filmin son saniyelerinde de açılan ışıklarla hissiyatımın bozulmasını istemiyorum ben. Bir de sayın izleyen o filmde sadece perdede gördüğünüz kişilerin emeği yok, jenerikte akan isimler başlı başına emek sahibi. 2 saat filmi izledikten sonra 2 dakika da jenerik izlemek incilerin dökülmesine sebep değil. İki dakika bekle, jenerik oku, bir şey yap. Aslında genelde yabancı filmlerde karşılaştığım jenerik sonuna bir sahne daha eklenme durumu türk sinemasında da yaygınlaşsa çok güzel olur.

Continue reading

Bu Sezon Hangi Dizileri İzliyorum?

Selamlar,

Uzun zaman sonra bir televizyon yazısıyla buradayım. Kısa kısa bu sezon televizyonda neleri izlemeyi tercih ettiğimi yazacağım.

Yaz sezonunda yayına giren Ulan İstanbul, kış sezonunda da izlemeye devam ettiğim yapımlardan. Şahane bir cast, mükemmel oyunculuklar ve keyifli bir akşam sunuyor Ulan İstanbul size. Sadece Nevizadeler değil, yan oyunculuklar da bir harika. Dizinin tek olumsuz tarafı artık 20. bölümün yayına gelmesinin de etkisiyle yollarının sürekli Ceyhun’la kesişmesi.

Continue reading

51. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali’ne Dair

Dün gece 51. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali’nin kapanış töreni vardı. 10 Ekim’den bu yana devam eden festival bu sene bir hayli tartışmayla açıldı. Nedenini biliyorsunuz: Sansür!

Sansür özellikle bir dönem Türk sinemasında çok etkili olan bir sınırlama hali. Sinemanın 100. yılında hala bu tartışmalardan uzak kalamamak çok sinir bozucu. ‘Herkes benim gibi düşünsün, herkes benim gibi hareket etsin’ düşüncesinin hastalıklı bir ifade şekli. Farklı düşüncelere saygı duymama, özgürlüğe engel olma hareketi. Bunun yanlışlığını, nedenlerini tartışmayacağım ama bu mevzuyu biraz takip ederseniz sanata ne kadar zarar verdiğini görebilirsiniz.

Bu sene töreni sadece kim ödül alacak diye değil, ödül alanlar nasıl bir konuşma yapacak diye de bekledim. Ayakta alkışlanacak sözler söylendi sahneden. Umut var, hep olacak dedirten sözler. O sözler söylenirken bazı kişilerin yüz ifadelerini görmek isterdim doğrusu. Zira ödüller de az çok belliydi. Ona da birazdan değineceğim.

Continue reading

Televizyona Dair Yazılar Yeniden Yayında. Çok Yakında!

Selamlar…

Uzun zamandır burayı çok ihmal ediyorum. Ara ara ihmal ettiğimi belirtiyor ama yine de ihmalimi sonlandıramıyorum farkındayım. Ama bundan sonra gerçekten daha çok yazacağımı söyleyebilirim.

Öncelikle neden yazmadığım hakkında bir şeyler söylemem gerek sanırım. Biliyorsunuz 2013 Haziran’ı Gezi Parkı Direnişi’ne şahit oldu. Ve tüm anaakım medya üç maymunu oynadı. O günden sonra televizyona dair yazmak gelmemişti içimden. Fakat son günlerde başka şeyler düşünmeye başladım. Ülkenin durumu her geçen gün daha da kötüye gidiyor. Uzun bir dönem daha iyiye gideceğini düşünmüyorum ne yazık ki. Dünyada olaylar durulmuyor. Üzgünüm ama artık boykot da bir işe yaramıyor. Ee ben de televizyon üzerine yazmayı seviyorum ve kendimi geliştirdiğimi düşünüyorum. O zaman neden uzak kalıyorum dedim kendime. Evet kanalların haber kuşaklarında durumu belli, dizilerin niteliği de belli-ki ben bunu bugüne kadar asla inkar etmedim- o zaman neden yazmıyorum?

Continue reading

Güzelliklere…

Merhaba!

Uzun zamandır yazmıyordum, yazamıyordum da diyebilirim. Ama bundan sonra daha çok yazacağım, söz.

Bugün 24′e girdim ben. 23 yaşımın berbat günlerinden sıyrıldım ve yeni bir yıla başladım. Bugüne kadar her yılımı güzel şeylerle hatırladım. Mutlaka güzel bir şey yaşamıştım ama 23 hiç güzel şeyler barındırmadı içinde.

Şimdi tüm umudum 24′te. Ve ben inanıyorum ki 24 şahane bir yaş olacak.

Her anlamda güzelliklerle dolu olacak…

Kış Uykusu Harika Bir Film!

kış uykusuPerşembe günü Kış Uykusu’nu izledim, hatta burada yazımı da paylaştım. Bu akşam web sitemin temasını değiştirmek için uğraşıyordum yanlış bir şey yapmam sonucunda site çöktü. Hosting firmamla yazışmalarım sonucunda sitemin yedeğini yayına alabildik. Ama Kış Uykusu’na dair yazımı kurtaramadık. Ben de yedeğini almayı unutmuşum, son zamanlarda yazıları bir word belgesinde yazıp yayınlamak yerine direk web sitem üzerinde yazıyorum. Bu kötü bir alışkanlıkmış, daha fazla alışmadan terketmem gerekiyor.

Filme dönecek olursak Kış Uykusu harika bir film! Continue reading

Sen Tüm Gökteki Yıldızların İlki, Sen Aydınlatırsın Geceyi!

SAG afişHeyy! Ben “Sen Aydınlatırsın Geceyi”yi izledim. Sonunda bu zevki tadabildim. Dün Star TV tarafından yayınlanan film, bugün Eflatun Film sayesinde YouTube’da da paylaşıldı. Yakında DVD’si de arşivime katılacak. Açıkçası sinema salonunda izlemek varken bilgisayar ekranından izlemek hiç hoşuma gitmedi. O koca salonda, bangır bangır izlemek dururken kimin hoşuna gider ki?

Continue reading