Kara Bela: Daha Çok Kahkaha, Daha Çok, Daha Çok!

kara belaÇevresindeki insanların gölgesinde, kalbinden, zihninden geçenlerin fersah fersah ötesinde bir hayat süren Kudret’in aman bir tarafına zarar gelmesin diye üzerine titrediği Kara Bela’sından nasıl vazgeçtiğini okumaya hazır mısınız? Belki hikaye kopukluğu, belki karakterin evrimi olarak adlandırdık bu değişimi, benim duygularımsa bir hayli karışık.

Burak Aksak, sektörün en büyük kazanımlarından biri. Leyla ile Mecnun’la hayatımıza girip, Bana Masal Anlatma’yla ‘sinemada da varım’ diyen Aksak, Kara Bela’yla beraber ‘ben her geçen gün çıtamı yükseltmeye hazırım’ diyor. Kara Bela yepyeni bir hikaye vaad etmiyor, hikayenin başından sonunda ne olacağını tahmin ediyorsunuz, bunu bilerek başlamalıyız izlemeye. Bana kalırsa güldürmeyi, zaman zaman gözlerden yaşlar dökmeyi vaad ediyor, çok da güzel yapıyor. Gizemi ise yer yer yaptığı tatlı sürprizlerinde saklı. O yüzden sinema salonundan çıktığınızda senaryo anlamında tatmin olmamanız doğal fakat bu keyfi kaçırıyor mu? Bence hayır.

Continue reading

The Danish Girl, Eddie Redmayne ve ‘yine, yeniden’ Oscar meselesi üzerine

the danish girlOscar yarışı kızışmaya başladı başlayacak, muhtemel adaylar konuşuluyor, ardı arkasına fragmanlar geliyor, herkes kendi favorisini seçiyor derken bir bakacağız ödüller dağıtılmış. Geçen sene ödül almazsa kendimi yerden yere atacağım iki kişi vardı, biri J.K.Simmons diğeri ise Eddie Redmayne. Bu sene kimleri desteklerim, kimleri desteklemem elbette yorum yapamıyorum fakat tek bildiğim Redmayne’ın her daim destekçisiyim.

Continue reading

Nadir Sarıbacak Muhteşem Yüzyıl-Kösem’de!

nazım3Uzun zamandır yazmıyordum, evet sık sık ara verdiğimin farkındayım. Öncelikle bunun için özür dilerim. Sanırım Mart ayından beri Ranini.tv’de dizi yorumluyor olmam da biraz burayı ihmal etmeme sebep oldu. Beni sosyal medya hesaplarımdan takip edenler bilir Mad Men ve Beş Kardeş yorumladım Ranini.tv’de.

Oyunculuğuna hayran olduğum birçok isim var, ağzım açık izlediğim, ayakta alkışlamak istediğim. Ama bir isim var ki en hassas noktam. Bir köşede dekor yapsa izleyeceğim, hayran hayran bakmaktan kendimi alıkoyamayacağım. Evet evet, Nadir Sarıbacak’tan bahsediyorum.

Continue reading

Efsanevi Dizi Mad Men Vedaya Hazırlanıyor

mad men1960’lı yıllar, Amerika ve reklamcılığın altın çocukları…

Her şey Sterling Cooper’da başladı, günler geçtikçe sektörün rüzgarı onları farklı yerlere sürükledi. İnişleriyle, çıkışlarıyla 7 sezondur hafızalarımızda yer edinen Mad Men final sezonuyla son kez ekrana gelmek üzere. Biliyorsunuz final sezonu ikiye bölündü, acaba son 7 bölümde neler olacak diye kafa yorarken ekrana damga vuran Mad Men karakterlerini hatırlatmak istedim. İşte keyifle izlediğimiz Mad Men’in ana karakterleri:

Don Draper/Jon Hamm

Sevdiği kadınla evli, iki çocuk babası, karizmatik ve başarılı bir reklamcı. Mad Men’in ilk bölümünde karşımıza çıkan Don Draper’ı bu şekilde tanımlamak mümkün. Vay be, ne güzel bir hayat diyorsunuz ilk bakışta ama hiçbir şey o ilk görüşteki gibi değil. Don Draper’ın geçmişinde sakladığı büyük sır her adımına yansıyor, bölümler ilerledikçe biz de bu sırrı yavaş yavaş öğreniyoruz. Karakterimiz hayata Dick Whitman olarak başladı, çocukluğu bir genelevde geçti, yaşadığı ortamdan kurtulmak amacıyla orduya katıldı, savaşta ölen Donald Draper isimli komutanıyla kimliklerini değiştirdi ve hayatına Donald Draper olarak devam etti. Yeni kimliğiyle başladığı reklamcılık sektöründe günden güne yükselirken aşkı da arka plana atmadı. Betty’yi sevdi, evlendi, çocukları oldu. Böyle anlatınca mutlu bir aile tablosu çizmiş oluyorum ama tabii ki evden işe, işten eve giden bir adam değildi Don. En büyük zaafı kadınlar olan Don, alkol ve sigaraya da oldukça düşkün. Ne diyorduk? Don ve kadınlar. Don’ın hayatından birçok kadın geçti ama sadece Betty ve Megan’la evlendi. Bir de Anna Draper var, komutanı Don’ın eşi, bizim Don’ın sırdaşı. Anna ve Don arasında büyük bir dostluk var, Don’ın tüm sırlarını bilen kadın o. Öyle ki ölümü Don’ın hayatında büyük bir kırılma noktası yaratıyor. Anna’nın ölümü sonrasında çekilen bir sahne var, Peggy’nin de Don’a eşlik ettiği, hatırladınız mı? İşte o sahne benim de en sevdiğim kısımlardan biri. Ara ara da görsek Anna ve Don arasındaki dostluğu sevenlerdendim ben de.

Continue reading

87.Akademi Ödülleri Sahiplerini Buldu!

Ve beklenen gün geldi. Oscar ödülleri sahipleriyle buluştu!

Hanife’yle beraber gece boyu heyecanla töreni takip ettik. Sıcak sıcak da kazananları ekleyeyim. Ben 24 kategoriden 18′i için tahminlerde bulundum, bu 18 kategorinin 16′sını doğru tahmin etmişim. En iyi özgün müzik kategorisinde yanılmış olmak mutlu etti.

İşte 87.Akademi Ödülleri’nin sahipleri:

En İyi Film
Birdman

En İyi Yönetmen
Alejandro González Iñárritu | Birdman

En İyi Erkek Oyuncu
Eddie Redmayne | The Theory of Everything

En İyi Kadın Oyuncu
Julianne Moore | Still Alice

En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu
J.K. Simmons | Whiplash

En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu
Patricia Arquette | Boyhood

Continue reading

Oscar’a Doğru/Tahminlerim

Oscar törenine bir gün kala tahminlerimle sizlerleyim!

Her kategori için 3 ayrı seçenekle değerlendirme yaptım. Fakat belirtmem gereken bir nokta var; ‘yabancı dilde en iyi film’ adaylarından sadece Ida ve Tangerines’i izledim. O sebeple o kategoride tahminde bulunmaktan kaçınıyorum. Ve ‘en iyi animasyon’, ‘en iyi belgesel’, ‘en iyi kısa film’, ‘en iyi kısa animasyon’, ‘en iyi kısa belgesel’ kategorilerinin adaylarını da izleyemedim. O kategorilerde de bir fikir sunmayacağım. Yazımın başında tüm bunların benim tahminlerim olduğunu, sinema alanında engin bilgilere sahip olmadığımı belirteyim de sonra vakit çalma olmasın. Beğenmeyen okumasın, ben burada bunları yazarken keyif alıyorum. 1 kişi de okusa 100 kişi de okusa, okuyan kişi/kişiler değerlidir benim için. Sizler de tahminlerinizi yazarsanız fikir alışverişinde bulunuruz. Ne güzel olur. :)

En İyi Film 

Kim alır: Birdman

Kim almalı: The Grand Budapest Hotel

Sürpriz: Whiplash

En İyi Yönetmen

Kim alır: Alejandro González Iñárritu | Birdman

Kim almalı: Alejandro González Iñárritu | Birdman

Sürpriz: Richard Linklater | Boyhood

En İyi Erkek Oyuncu

Kim alır: Eddie Redmayne-The Theory of Everything

Kim almalı: Eddie Redmayne-The Theory of Everything

Sürpriz: Michael Keaton-Birdman

Continue reading

Oscar’a Doğru/Kısa Kısa

Selamlar!

Hala ‘Selma’yı izleyememiş olmanın etkisiyle diğer filmleri yazmak istedim, zira Oscar’a az zamanımız kaldı. Selma’nın sadece en iyi film ve en iyi özgün şarkı dallarında aday olması favorilerimi bile etkilemeyeceği için onu atlayıp diğer filmlere geçmekte sakınca bulmuyorum. Hala bir umudum var umarım törenden önce izleyebilir ve görüşlerimi sizinle paylaşabilirim. Artık son günlerdeyiz, şimdi kısa kısa izlediğim diğer filmlerden bahsedeceğim. Sonrasında cumartesi günü favorilerimi paylaşacağım. Birkaç dal dışında hepsi hazır ve nazır paylaşılmayı bekliyor. :)

Gone Girl: Benim çok sevdiğim ve tek bir adaylık verilmesine anlam veremediğim bir film Gone Girl. American Sniper yerine aday olabilirdi, hatta başka birkaç dalda aday olup en azından bir ödül çıkarabilirdi. Bence ortada büyük bir haksızlık var. Gone Girl’in tek adayı Rosamund Pike muhteşem bir performans sergilemiş ama karşısında çok güçlü bir rakibi var. O sebeple üzgünüm ki Gone Girl geceden ödülsüz ayrılacak.

Nightcrawler: Nightcrawler genel olarak bana hitap etmeyen bir film ama Jane Gyllenhaal ve Rene Russo’nun oyunculukları oldukça güzeldi. Rene Russo en iyi yardımcı kadın oyuncu adayı olsa desteklediğim isim kesinlikle o olurdu.

Continue reading

Ve Nihayet: ‘Beş Kardeş’

beş kardeş afişOnur Ünlü’nün benim için nasıl farklı bir yerde olduğunu bilirsiniz. Kadro bir yana sadece Onur Ünlü bile ‘Beş Kardeş’i heyecanla bekletebilirdi. Sıfırdan bir kadro bile bu kadar heyecanlandıracakken rüya gibi bir oyuncu kadrosu kalbimi nasıl attırıyor bir düşünün.

Çok acıdır ki Onur Ünlü televizyonda etkiyi Leyla ile Mecnun’la sağladı. L&M öncesinde ‘Beş Kardeş’ yapılmış olsa ilk andan bu kadar dikkati çekmezdi. Yine bir kamu spotuyla yazıya başlayacağım ve Onur Ünlü’nün sinema filmlerini lütfen izleyin diyeceğim. Leyla ile Mecnun’a odaklanıp Beş Kardeş’i anlamaya çalışmayın, bir bütün olarak ele alın.

İlk bölüm 16 Şubat 2015 tarihinde başladı. Bana göre yanlış bir gün tercihiydi, ilerleyen zamanlarda gün ya da saat değiştirilmeye kalkarsa şaşırmam, güne bağlı itiraz da etmem. Çünkü daha yüksek reytingler alınabilecek günler olduğunu düşünüyorum. En basitinden Poyraz Karayel pazartesiye çekilip Beş Kardeş çarşamba yayına alınabilirdi. Pazartesi günleri Beş Kardeş için doğru bir yayın günü değil. Umarım reytingler muhteşem gelir, sıkıntısız bir yayın hayatı atlatılır.

Continue reading

‘Aşk Yeniden’den Sıcacık Bir Merhaba!

aşk-yeniden-2-sonUzun zamandır bu kadar sıcacık fragmanlar izlememiştim. İtiraf ediyorum, Özge Özpirinçci ve Buğra Gülsoy isimlerini duyunca bir ‘acaba’ demiştim. Özge Özpirinçci’nin inanılmaz bir ekran enerjisi olduğuna inanırım, izlemekten çok keyif alırım ama Buğra Gülsoy nerede oynarsa oynasın oyunculuğunu beğenmeme rağmen ilk etapta ‘acaba’larımın hedefi olmuştur. Bu demek değil ki oyunculuğunu sevmiyorum, aksine oldukça başarılı buluyorum ama karakterine inanmam biraz zaman alıyor. Fakat Aşk Yeniden’le beraber bu tutumumu yerle bir etti Buğra Gülsoy. Kendisinden çok özür diliyorum, Fatih karakterine ba-yıl-dım!

Aşk Yeniden’in fragmanları beklediğimden daha sıcak, daha samimi geldi. Çok iyi dizi fragmanları hazırlanmış, aynı kalitede de bir bölüm sunmuşlar. Fragmanları izlediğimde Özge Özpirinçci ve Buğra Gülsoy’un çok iyi bir uyum yakaladığını, senaryo sıkıntısız olursa unutulmaz bir romantik komedi olabileceğini düşünürdüm, yanılmamışım. Eksikleri yok mu, tabii ki var. Ama ilk bölüm için oldukça normal, ilerleyen bölümlerde toparlarlar diye umuyorum.

Continue reading

68.BAFTA Ödülleri Sahiplerini Buldu

BAFTA ödülleri sahiplerini buldu! Oscar’a doğru yol aldığımız şu günlerde bu yıl 68.si düzenlenen BAFTA kazananların listesini paylaşırken biraz da kazananları yorumlamak istiyorum. Hemen hemen favorilerimi de belirlemiş bulunmaktayım, acaba sizler kazananlar hakkında ne düşünüyorsunuz?

En iyi film: Boyhood

En iyi filmde Boyhood’u desteklemediğimi biliyorsunuz, hatta Boyhood’u sevmediğimi de fakat bu Boyhood’un Oscar’ın en güçlü adayı olduğu gerçeğini değiştirmiyor. Fakat benim hala umudum var. :)

En iyi yönetmen: Richard Linklater-Boyhood

Richard Linklater’ın ödülü de beni şaşırtmadı. Fakat Oscar kulvarında baktığımızda Alejandro González Iñárritu, Wes Anderson ve Richard Linklater’ın hala birer rakip olması oldukça sevindirici.

En iyi kadın oyuncu:Julianne Moore-Still Alice

En iyi erkek oyuncu:Eddie Redmayne-The Theory Of Everything

En iyi yardımcı kadın oyuncu: Patricia Arquette-Boyhood

En iyi yardımcı erkek oyuncu: J.K.Simmons-Whiplash

Continue reading